No image

Hayat reaksiyonlarla doludur. Günlük yaşantımızda veya herhangi bir davranışımızda hareketin başlangıcı o an verdiğimiz reaksiyon ile başlar. Kendi camiamız içinden buna en güzel örnek Büyük Göztepe taraftarının 6 Eylül 2005 te yazdığı isyan marşının reaksiyona (isyana) dönüştüğü 2 Eylül 2006 da yapılan İSYAN YÜRÜYÜŞÜDÜR. Bu reaksiyon(isyan) Göztepe’mizi bugünlere getirdi.

Şimdi bu reaksiyon örneğini mevcut takıma vermemiz gerekecek çünkü bulunduğumuz durumdan bizi çıkaracak tek unsur REAKSİYON! (İSYAN)

Bugün sahaya çıkan oyuncu grubunda maalesef herhangi bir REAKSİYON (isyan) göremedim..

Deplasman maçları zordur evet ama bu maçlardan başarılı ayrılabilmeniz için rakibin reaksiyonuna misli ile karşılık vermeniz gerekir. Biz misli ile değil bir reaksiyon bile gösteremedik..

Maç kadrosuna baktığımda, oyun mantelitemizin ofansif olacağını düşündüm. Fakat maç başladığında ve dakikalar ilerlediğinde bunun tam tersi olarak oyunu daha çok kendi sahasında kabul eden bir Göztepe vardı. Bu taktikle maça çıkıldıysa Ndiaye’nin kanatta oynaması, Napoleoni-Soner-Obinna orta sahası, faydasız Ideye’nin maça 11 başlaması ben maçı kaybedeceğim demenin kısaltmasıdır.

Bunun yerine daha dinamik olabilecek Napoleoni yerine bir orta saha tercihi yapılabilirdi.

Ndiaye’ye ayrı bir parantez açmak lazım. Hocam bu adam golcü. Bu adamı sen kanada atıp sağ bek oynatırsan, taa defansın içine kadar koşturursan zaten mevkisinde oynamayan ve en büyük özelliği KUVVET olan adamı bitirmiş olursun ki keza öyle oldu. Trabzonspor defansının sezon içinde en az efor sarfettiği maç Ideye’nin etkisizliği sebebiyle Göztepe maçı olmuştur. Ndiaye en azından stoperle boğuşuyor, yoruyor arada sırada yapsa da top saklıyor. Bunun dışında bizim gerçek bir sol kanat olan Tripic diye bir adamımız var, bu adam nerede?

Maç içindeki hatalarımızdan tek tek bahsedecek olsak bu yazı Gılgamış Destanı’na döner, çok fazla o konulara değinmeyeceğim. Çünkü bu hataları yok edecek en önemli unsur olan Reaksiyon(isyan) bizde yok..

Maçın ilk 15 dakikası bizim bireysel hatalarımızın da katkısıyla rakibin hakimiyetinde geçti ama bu sürede sadece İrfancan’ın reaksiyonu ile karşılık verebildik.

Sonraki 7-8 dakika bir iki atağımız ve Napoleoni’nin ceza sahası içinde kötü vuruş yaptığı tek bir tane pozisyonumuz var. Golün öncesinde Mihojevic’in muhteşem markaj hatasıyla da golü yemiş olduk.

İlk devrenin son 15 dakikası ve 85. Dakikaya kadar zaten futbol nasıl oynanır? Bir takım nasıl baskı altına alınır? Acele etmeden, olgun atak nasıl geliştirilir? Göztepeli futbolcular, kenar yönetim ve bizler televizyon-telefon başında olanlar hep birlikte izledik. Tabi bu Trabzonsporspor’un mükemmel bir takım olmasından değil bizim sıfır reaksiyonlu bir takım olmamızdan kaynaklandı.

Son 5 dakika bulduğumuz bir kaç pozisyon var, o da rakibin skoru koruma psikolojisi ile defansa çekilmesi sebebiyle olumlu görüntü sergiledik.

Defans yapmaya çalışıyoruz, yapamıyoruz. İleride baskı kurmaya çalışıyoruz, yapamıyoruz. Defanstan pasla çıkalım diyoruz, yapamıyoruz. Bu bizim oyuncu kapasitemizin ne kadar kötü olduğunu da göstermiş oluyor. Berkan’a da bir iki söz söylemek gerekli. Güzel kardeşim oyunu rakip alana yıkabilmen için 3. Bölgede de topun biraz senin takımın ayağında gezmesi gerek. Daha stoperlerin orta sahaya yeni yaklaşmışken, rakip alanda çoğalamamışken bu kadar çok orta yapma sevdasından vazgeç, kurban olayım yaa.

İrfan Can daha ağırlıklı olmak üzere ve Atınç bu maç için ayakta kalan 2 oyuncumuz oldu. Özellikle İrfancan’ı tebrik ediyorum.

Yazılacak çok şey var ama asıl önemli olan noktaya değinmek gerekli REAKSİYON (İsyan)

Açın Göztepe tarihini günlerce izleyin. Taraftarı ve bu büyük camiayı tanıyın. Nasıl Reaksiyon (isyan) gösterilir? Nasıl ayağa kalkılır? Öğrenin ve hayata geçirin. Bu büyük taraftar bu kadar üzgün günler ve haftalar geçirmeyi hak etmiyor. Bu armaya bu kadar aciz futbol oynayan takımın oyuncularının göğsünde haksızlık ediliyor.

Hakan Akpınar


Paylaş

Diğer Haberler